PSİKOTERAPİ NEDİR?

Genel olarak, insanların duygusal ve davranışsal sorunlarını çözerek ruh sağlıklarını geliştirmeye ve korumaya yönelik teknikler şeklinde tanımlanan psikoterapi, günümüzde giderek popülerlik kazanmaya başlayan bir uygulama alanıdır. Psikoterapi süreçlerinde bireylerin tutum ve davranış bozuklukları, sosyal alandaki sıkıntıları veya psikolojik kökenli bedensel rahatsızlıkları üzerinde çalışmanın yanı sıra, kişilik gelişimi, duygusal ihtiyaçların tespit edilmesi ve kişilerarası ilişkilerin geliştirilmesi konularında da çalışılmaktadır. Kısacası psikoterapi, bireylerin duygusal çatışmalarını çözümlemek; korku, kaygı, gerilim, öfke, çökkünlük, üzüntü veya utanç gibi olumsuz duygularını hafifletmek ve yaşantılarındaki uyum düzeylerini arttırmak amacıyla kullanılan ve bilimsel olarak geçerlilikleri kanıtlanmış yöntemler bütünü olarak tanımlanabilir.

Günümüzde bireysel psikoterapi uygulamalarının yanı sıra, çift/evlilik ve aile terapileri ile grup terapi uygulamaları da giderek yaygınlık kazanmaktadır. Genel olarak karşılıklı konuşma şeklinde ilerleyen psikoterapi süreci, kullanılan terapi ekolüne veya danışanın ihtiyaçlarına göre daha farklı teknikleri de bünyesinde barındırabilir. Örneğin yazmak, resim, müzik, dans gibi yaratıcı yöntemler kullanmak, çeşitli rollerin canlandırıldığı drama uygulamalarından yararlanmak, davranışsal denemeler yapmak ve bunlarla ilişkili formları doldurmak gibi birçok yöntemden söz edilebilir.

Psikoterapi süreci içerisinde terapist danışan için neyin doğru, neyin yanlış olduğuna karar vermez ve kendini daha iyi hissetmesi için neler yapması gerektiği konusunda ona tavsiyeler vermez. Değişim doğrultusunda danışanın bulamadığı çözüm yollarını doğrudan belirleyip danışana empoze etmez. Psikoterapi sürecinde terapist, danışanın kendi duygu ve düşüncelerini fark etmesi, eksik kalan ihtiyaçlarını keşfetmesi, kendi duyguları ve ihtiyaçlarıyla ilgili sorumluluk alması ve çevreyle uyumlu bir şekilde bu ihtiyaçlarını karşılamak için kendi çözüm yollarını araştırması doğrultusunda çaba harcar. Yani psikoterapi süreci, yakınlarımızla yaptığımız dertleşme veya sohbetlerden farklı olarak, kişisel farkındalığı arttırmaya yönelik kuramsal bilgi ve uygulama deneyimlerine dayanan bilimsel bir süreçtir.

İyi bir psikoterapi süreci öncelikli olarak terapist ile danışan arasında kurulan ilişkinin kalitesine bağlıdır. Danışanın gerçekte olduğu haliyle kabul gördüğünü, yargılanmadığı ve kendisiyle empati kurulduğunu hissetmesi, güvene dayalı olumlu bir terapi ilişkisinin temelidir. Bu nedenle danışan terapistini seçerken bu özellikleri dikkate almalıdır. Öte yandan, terapi sürecinin başarıyla tamamlanabilmesi için seansların düzenli olarak devam ettirilesi oldukça önemlidir. Bu nedenle eğer danışan terapistiyle anlaşamadığını düşünmeye başlarsa, doğrudan terapiyi sonlandırmak ve başka terapistler aramak yerine, öncelikle durumu terapistiyle paylaşma yoluna gitmelidir. Bu paylaşım her iki taraf içinde büyümeye hizmet edecek geribildirimler sağlayabilir.

Psikoterapi süreci, belli bir kuramsal temele dayalı olarak geliştirilmiş ilkeler bütünüdür. Dolayısıyla psikoterapist bu yaklaşımın kuramsal ve uygulamalı eğitimini alarak uzmanlaşmış olmalıdır. Bu özelliği bakımından psikoterapi alanı, “yaşam koçluğu”, “kişisel gelişim uzmanlığı” vb. süreçlerden ayrılmaktadır. Bu nedenle, psikoterapi sürecine başlarken alanında uzman bir terapist seçimine özen göstermek gerekir. Tıp fakültelerinden mezun olarak psikiyatri uzmanlıklarını tamamlamış olan hekimler daha sonra belli bir psikoterapi ekolü üzerinde uzmanlaşarak psikoterapist olabilirler. Ayrıca, üniversitelerin psikoloji, psikolojik danışmanlık ve rehberlik veya sosyal hizmetler bölümlerinden mezun olanlar lisans eğitimlerinin üzerine klinik psikoloji alanında yüksek lisans yaparak psikoterapi eğitimi alabilirler. Ancak iyi bir psikoterapist olmak için çoğu zaman yüksek lisans eğitimi yeterli olmamaktadır. Terapistlerin klinik psikoloji doktora programlarını tamamlayarak veya ilgi duydukları terapi ekollerinin kuramsal ve uygulamalı eğitimlerinden yararlanarak uzmanlıklarını geliştirmeleri son derece önemlidir.

Psikoterapi süreci yalnızca birtakım psikolojik rahatsızlıklar yaşayan bireyler için değildir. Kişisel gelişimini pekiştirmek, kişilerarası ilişkilerini geliştirmek ve sosyal hayattaki yerini daha doyumlu hale getirmek, yaşamında hissettiği tıkanıklıkları çözmek, hayatına renk ve anlam katmak isteyen herkes psikoterapiden yararlanabilir. Dolayısıyla psikoterapi almak utanılacak bir şey değildir. Asla kişinin “deli” olduğu ve normal yollarla tedavi edilemediği için bu yönteme başvurduğu anlamına gelmez. Tam tersine, kişinin kendi hayatıyla ilgili olarak sorumluluk alabildiğini, olgunlaşıp zenginleşmek ve yaşamını daha anlamlı hale getirmek için adımlar atabildiğini ve kendi duygusal ihtiyaçlarının peşinden gidebildiğini göstermektedir. Bu nedenle, günümüzün stres ve rekabet dolu dünyasında psikolojik travmalarıyla başa çıkmak ve kişisel gelişim yönünde büyüyüp zenginleşmek isteyen herkesin psikoterapi sürecinden yararlanması önerilebilir.

Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Hacettepe Üniversitesi Türk Psikologları Derneği Ankara Üniversitesi Avita Gestalt Terapi Derneği Leap Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ODTÜ Geliştirme Vakfı Okulları

Dr. Gökce Gürdil Birinci | Klinik Psikolog | Anka Danışmanlık