OLUMSUZ DUYGULARLA BAŞA ÇIKMA

İnsan davranışlarının anlaşılmasında kilit role sahip olan duyguların bazıları doğuştan getirilirken bazıları da büyüme ve sosyalleşme süreci içerisinde yaşanarak öğrenilir. Olumlu ya da olumsuz olsun, tüm duygularımız bize içinde bulunduğumuz durumla ve o anki varoluşumuzla ilgili önemli bilgiler sağlar. Bunları görmezden gelmek yaşamsal açıdan çok önemli bilgilerden yoksun kalmamıza neden olur. Özellikle olumsuz duygularımızı kurtulmamız veya bastırmamız gereken kötü yaşantılar olarak algılarız. Fakat bunlar aslında bizi zararlı durumlardan koruyan, eksik kalan ihtiyaçlarımızı haber veren ve daha iyi olmamız için bizi harekete geçiren yaşantılardır. Olumsuz duyguları bir anlamda, “Bir terslik var ve bunu düzeltirsen mutlu olacaksın.” mesajı şeklinde yorumlamak mümkündür.

Duygularımız temelde uyuma yöneliktir. Yani, hayatı sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğumuz içsel işaretlerdir. Olumsuz duygularımız o anda ortaya çıkan ihtiyaçlarımızla ilgili önemli bilgiler sağlar ve bize rehberlik ederler. Örneğin üstümüze doğru gelen bir arabayı fark etmek bedensel bütünlüğümüzü koruma ihtiyacını doğurur ve o anda hissettiğimiz korku bu ihtiyacımızı karşılama doğrultusunda bizi harekete geçirir. Özlem, hüzün, üzüntü gibi duygular ilişki ve temas ihtiyaçlarımızı karşılama doğrultusunda bizi harekete geçirir. Kaygımız sayesinde başarı ihtiyacımızı karşılama doğrultusunda motive oluruz. Öfke, sınırlarımızın veya haklarımızın çiğnendiğine dair bize bilgi verir ve bu konuda bir şey yapmamız için bizi uyarır. Duygu ne kadar şiddetliyse ihtiyaç o kadar önemli, yoğun ve acil demektir.

Olumsuz duygularımız ihtiyaçlarımız doğrultusunda harekete geçmek için bizi organize eder. Adeta bize, “Yolunda gitmeyen bir şeyler var, bu konuda bir şey yap.” diyerek rahatsızlık yaratan durum konusunda haber verir. Yani, eğer olumsuz duyguları hissedemiyor olsaydık kendimizi kötülüklerden uzak tutup iyiliklere yöneltecek motivasyonu da bulamaz, dolayısıyla da hayatta kalamazdık.

Duygularımız genellikle düşüncelerimizden daha önce ortaya çıkar ve mantıksal düşüncelerimiz ile duygularımız arasında çelişki yaşandığında çoğunlukla duygularımız ağır basar. Örneğin pek çoğumuz kendimizi, “Aklım bir şey diyor, kalbim başka bir şey…” veya “Saçma olduğunu biliyorum ama yine de endişeleniyorum.” gibi ifadeler kullanırken buluruz. Bunun nedeni duygusal olarak kodlanan bilgilerin yaşamsal açıdan daha fazla önem taşımasıdır. Dolayısıyla insanlar genellikle duygusal yollarla kazanılmış bilgiler doğrultusunda hareket etmeyi tercih ederler.

Pek çoğumuz olumsuz duyguların olumsuz davranışlarla sonuçlanmasından endişe ederiz. Ancak duygu ile davranış aynı şey değildir. Örneğin öfkeli olmakla saldırgan olmak farklı şeylerdir. İnsan öfkelendiğinde saldırmak dışında başka pek çok davranış seçeneğine yönelebilir. Yani, önemli olan duyguyu bastırmak değil, o anki koşullara uygun davranış seçeneğini bulabilmektir. Ayrıca, duyguların bastırılması ve duygusal enerjinin sürekli olarak bedende hapsedilmesi fiziksel sorunlara da yol açabilir.

Bazen yaşadığımız olumsuz duyguların mantıksız olduğunu düşünür ve bu duyguları yaşadığımız için kendimize kızarır. Oysa herhangi bir duygu mantıklı ya da mantıksız olarak değerlendirilemez. Duygularımız istemli ve kontrolü bir biçimde ortaya çıkmaz; belli bir ihtiyacın doğmasıyla birlikte aniden, adeta bir refleks gibi ortaya çıkarlar. Bu ihtiyacın karşılanması için kişiyi harekete geçirir ve görevlerini yerine getirdikten sonra ortadan kalkarlar. Ancak ihtiyaç karşılanmadan kaldığı sürece onunla ilişkili olumsuz duygu da hissedilmeye devam eder. Dolayısıyla olumsuz bir duyguyla baş etmenin en iyi yolu, o duygunun işaret ettiği ihtiyacı bulup karşılamaktır. Ancak duygularımızdan kaçtığımız sürece bu işlev yerine getirilemez ve kronik bir şekilde kendimizi kötü hissetmeye devam ederiz. Bu nedenle olumsuz duygularımızı bastırmak yerine, taşıdıkları mesajları anlamaya çalışmak çok önemlidir. Psikoterapi sürecinde de danışanların olumsuz duygularının altında yatan ihtiyaçlarının anlaşılmasına, bunları karşılamanın uygun yollarının araştırılmasına ve böylece duyguların kendiliğinden düzelmesine odaklanılır.

Yardım almak veya yorumlarınızı paylaşmak için benimle iletişime geçebilirsiniz


Hacettepe Üniversitesi Türk Psikologları Derneği Ankara Üniversitesi Avita Gestalt Terapi Derneği Leap Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ODTÜ Geliştirme Vakfı Okulları

Dr. Gökce Gürdil Birinci | Klinik Psikolog | Anka Danışmanlık