GEÇMİŞTEN BUGÜNE TAŞINANLAR

İnsanlar yaşamları boyunca ortaya çıkan sınırsız sayı ve çeşitlilikteki ihtiyaçlarını karşılamaya çalışarak hayatlarını sürdürürler. Ancak bazı durumlarda bu doğal süreçte engellenmeler yaşanır ve birey ihtiyacını gerektiği şekilde karşılayamaz. Tamamlanmadan kalan bu durum bireyin psikolojik enerji ve kaynaklarını hapseden büyük bir güç olarak onu zorlamaya ve baskı yapmaya devam eder. Bu zorlanmanın nedeni, insanların tüm algı ve deneyimlerini anlamlı bütünler halinde organize etmeye ve eksik kısımları tamamlamaya yönelik doğal eğilimleridir. Buna göre birey tamamlanmamış bir durumu, tamamlanana kadar unutmaz ve yaşadığı psikolojik gerilim nedeniyle bu durumu kapatmak için çeşitli yollar arar. Bilinçli olarak tamamlanmamış durumun farkında olunmasa da bu durum ilk fırsatta ortaya çıkmak için hazır bir şekilde arka planda bekler ve baskı yapar. Önemli bir ihtiyaç karşılanmadan kaldığında birey enerjisini tam anlamıyla yeni yaşantılara veremeyeceği için daha sonraki tüm yaşantılar eksik kalan bu durum bağlamında algılanmaya devam eder. Örneğin, küçüklüğünde kendini değerli hissetme ihtiyacı tam anlamıyla karşılanmadan kalmış biri için değer görüp görmeme konusu, onun tüm yaşamı boyunca çok hassas olduğu bir mesele haline gelebilir. Veya işiyle ilgili önemli bir sorununu çözememiş olan biri dikkatini ve enerjisini o anda yaşadığı etkileşimlere veremeyebilir.

Tamamlanmamış işler gündelik ihtiyaçların karşılanmasıyla ilişkili olabileceği gibi, geçmişten gelen ve şimdiki zamanda tamamlanmak istenen durumlarla da bağlantılı olabilir. Örneğin, geçmişte kendisini çok kırmış olan birine öfke ve üzüntü duygularını ifade edememiş olan biri, bugün o kişiye karşı çok sinirli ve tahammülsüz davranıyor olabilir. İlişkiyi olumsuz yönde etkileyebilecek olan bu durum bireyin o ilişkide yaşayabileceği potansiyel tatların da önüne geçer. Benzer şekilde, geçmişte istismar edici ilişkiler yaşamış olan biri bugün tekrar istismar edici ilişkiler içine girerek geçmişteki yaralarını sarmaya çalışabilir. Bu gibi durumlarda birey geçmişten gelen ihtiyaçlarını eski bildiği yollarla karşılamaya çalışmaktadır. Ancak bu durum onun bugünkü işlevselliğini bozmaktadır.

İnsanlar için asıl zorlayıcı olan, tamamlanmamış günlük işlerden çok, önemli kişilerle yaşanan çatışmalardan kaynaklanan tamamlanmamış işlerdir. Çünkü insanların kendileri için önemli olan kişilerle yaşadıkları çatışmalar öfke, üzüntü, utanç gibi yoğun olumsuz duygulara yol açar ve bu duyguların uygun şekilde ifade edilerek çatışmanın çözülmesine ihtiyaç duyulur. Kişilerarası ilişkilerde çatışmaların yaşanması durumunda “küserek” her iki tarafın da duygularını serbestçe ifade etmesine engel olmak, çözümlenmeyi bekleyen bir durum varken “hiçbir şey olmamış gibi” davranmak veya kabullenilmesi ya da affedilmesi gerekenleri görmezden gelerek “temiz bir sayfa açmak” o an gerekli olan teması keserek tamamlanmamış işlerin devam etmesine yol açan davranış biçimleridir. Tamamlanmamış durumların bu şekilde devam etmesi, eski çatışmaların ileride kolayca yeniden ortaya çıkmasına, öfke patlamalarının veya psikolojik kökenli fiziksel rahatsızlıkların yaşanmasına neden olabilir. Bu nedenle, çatışma durumlarında yaşanan duygu ve düşüncelerin uygun biçimde ifade edilerek enerjinin dışarı verilmesi ve kabullenilmesi gerekenlerin kabul edilerek yola devam edilmesi gerekmektedir.

Kişilerarası ilişkilerde yaşanan çatışmaların yanı sıra, savaş, şiddet, taciz, kaza, afetler veya hastalıklar gibi travmatik yaşantılara maruz kalmak veya bunlara tanık olmak da tamamlanmamış deneyimler olarak insanların hayatlarındaki olumsuz etkilerini sürdürebilir. Benzer şekilde utanç verici durumlara düşmek, yakınları tarafından alay edilmek, dışlanmak gibi yaşantılar da uzun zaman sonra bile hatırlanarak yoğun olumsuz duygulara neden olan tamamlanmamış işler arasında sayılabilir.

Tamamlanmak için baskı yapmayı sürdüren durumlar nedeniyle birey devamlı olarak geriye dönüp bunları kapatma gerekliliği duyar. Bu nedenle, birey ne olup bittiğine dair zihinsel tekrarlar yapabilir ve bu tekrarlar zamanla yoğunlaşarak takıntılı düşüncelere dönüşebilir. Benzer şekilde, birey tamamlanmamış işini tamamlamak amacıyla tekrarlayıcı, davranış örüntüleri de gösterebilir. Dolayısıyla terapi sürecinde tamamlanmamış işler üzerinde çalışmak çok önemli bir amaç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sayede, şimdiki zamanın koşullarına uygun yeni olasılıklar araştırılarak öncekinden farklı ve daha işlevsel davranışlar geliştirilebilir.

Yardım almak veya yorumlarınızı paylaşmak için benimle iletişime geçebilirsiniz


Hacettepe Üniversitesi Türk Psikologları Derneği Ankara Üniversitesi Avita Gestalt Terapi Derneği Leap Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ODTÜ Geliştirme Vakfı Okulları

Dr. Gökce Gürdil Birinci | Klinik Psikolog | Anka Danışmanlık